Dünyada Anarşist Harekete Kısa Bir Bakış

Anarşist Harekete ilişkin bir giriş yazısı özelliği taşıyan bu yazı geliştirilmeye açıktır. Daha somut bilgilerle önümüzdeki süreçte yeniden güncellenecektir.

İsyandan.org

Anarşizm içinde son yıllarda gelişen sistemin yıkılmasına ve örgütlü sınıf mücadelesine  yönelik tartışmalar Yunanistan, İtalya, Şili, Meksika vb gibi ülkelerde teorik bir sorun olmaktan çıkıp pratik bir gerçeklik haline dönüşmeye başladı. Rojava’da uluslararası dayanışma için bulunan anarşistler Uluslararası Devrimci Halkların Gerilla Kuvvetleri (IRPGF)‘yi oluşturdular.

Bugünkü gelişim sürecini anlamak için önce kısa bir hafıza tazeleyelim.

Anarşizm birçok farklı tutum, eğilim ve düşünceyi barındıran bir dünya görüşüdür. Değerler, ideoloji ve taktikler, hala üzerinde anlaşma sağlanmamış ortak sorunlardır. Medeniyet, teknoloji ve demokratik süreçler keskin biçimde bazı anarşist eğilimlerce eleştirilirken başka anarşistler tarafından savunulmaktadır.

19.yy’da şekillenmeye başlayan anarşist düşünce içinde Mutualizm, Kollektivist Anarşizm, Bireyci Anarşizm, Anarko-Komünizm, Anarko Sendikalizm, Yeşil Anarşizm, Hristiyan Anarşizm vs. gibi çok değişik akım, eğilim ve fikirler vardır. Ya da akım, eğilim değil de farklı anarşizmler vardır demek daha doğru olur.

Zerzan, kültür ve teknolojiyi ortadan kaldırıp avcı-toplayıcılığa dönmeyi önermiştir. Bir anarşist eğilim devrimci şiddeti savunur. Eylem ile propagandayı itici güç olarak görür. Bakunin, Neçayev, Maletesta, Durruti vb. bu akımın önemli öne çıkan isimleridir.

Birinci  Enternasyonal’de güçlü bir anarşist akım vardı. Daha sonra İspanya, Portekiz, İtalya gibi Güney Avrupa ülkeleri ve göç yoluyla gidilen Arjantin, Brezilya, Uruguay gibi Latin Amerika ülkelerinde güçlü örgütlü anarko-komünist, anarko-sendikalist hareketler oluştu.

Anarşizm düşüncesine teorik olarak katkı yapan  Stirner, Proudhon, Bakunin, Kropotkin, Godwin, Sorel, Goldman, Rothbard’ın arasında  Kropotkin evrimci, Tolstoy pasifist, Proudhon kooperatifçidir. Postyapısalcı anarşistler ise merkezsizliği öne çıkarırlar.

Birinci Paylaşım Savaşından 60’lara

Birinci paylaşım savaşı sonrası yükselen faşizme karşı mücadele ve ikinci paylaşım savaşları sonucunda Anarko-komünizmin neden güç kaybettiğine ilişkin görüşleri bizzat hareket içindeki militanların ağzından dinleyelim: “Fakat tarihte bir çok ülkede görüldüğü gibi anarşistler, fikirlerinin popülerliğine, o günlerde gerçekleşen kitlesel mücadelelerdeki yüksek katılım oranlarına ve hatta liderlik konumlarına rağmen, önemli devrimci anlarda kendilerini etkin olarak örgütleyemediler. Gevşek bir şekilde bulunan anarşist hareket, devletin ağırlaşan baskısına karşı koyabilecek stratejik ve taktiksel birliği sağlamaktan uzak olduğu için devlet güdümlü sosyal hareketlere (refah devletine geçiş süreci ve işyeri uyuşmazlıklarında devlet arabuluculuğu gibi) veya yükselmekte olan Bolşevizme kaydı. Bu gelişmeler anarşizmde gerçekleşen sapmanın ve kitlesel hareketler içerisindeki anarşistlerin rolündeki değişmenin habercisiydi. Ayrıca 1920’lerin başlarıyla birlikte önemli sayıdaki anarşist militan kurulmakta olan  Komünist Partilere katıldı”. [1]https://users.resist.ca/~liberter/file/yazilar/html/devrimcihareketininsasi.htm

Bu dönemde en önemli toplumsal pratik olarak Ukrayna’da Mahno Hareketi,  Ispanya’da FAİ/CNT, Arjantin’de Bölgesel İşçi Federasyonu ( FORA), Brezilya’da İşçi Kongresi (COB) öne çıkmıştır.

60’lar ve 70’lerin Devrimci Dalgası ve Anarşizm

Dünya genelinde 60’lı yıllarda yeniden başlayan tartışmalar ve eylemlerle gündemleşen anarşizm içinde örgüt, örgütlenme, sistemin yıkılması ve gündelik hayatın örgütlenmesi/ yerelleşme temel tartışmalar olmuştur.

Bugün anarşizm içinde örgüt ve örgütlenme perspektifi olanlar kendilerini bugünkü eğilimlerden biri olarak tanımlayan akım, … platformistlerin farklı eğilimlerdeki tüm anarşistleri tek bir çatı altında toplamayı amaç edinen “sentez federasyonu”nu reddeden görüşü ödünç almış, alternatifi olarak ise ortak ideolojik düşünce etrafında şekillenmiş bir örgütlülüğü savunurlar. Bu şekilde bir federasyon, daha geniş düzlemdeki anarşist hareketlerle fikir etkileşimi halinde olur ve yakın düşünen anarşistlerle birlikte çalışabilir. Ancak bütün anarşistler adına konuşmaya, onları temsil etmeye veya bünyesine çekmeye çalışmaz.[2]https://users.resist.ca/~liberter/file/yazilar/html/devrimcihareketininsasi.htm

Gerçekten 60’lar, 70’ler sürecinde yükselen devrimci mücadele içine yönelen anarşistler yükselen neo-faşizme karşı mücadelenin bir parçası oldular, Almanya ve Birleşik Krallık’ta bazı anarşistler, militan anti-faşist gruplarla ve marksistlerle birlikte savaştılar. Anarşistler, faşizmle mücadelede devletin müdahalesine bel bağlamak yerine doğrudan eyleme ve güce dayalı mücadeleyi savundular. Buna paralel olarak 6 Aralık 2008’de Yunanistan’ın başkenti Atina’da, Aleksis Grigoropoulos’un polis kurşunu ile öldürülmesi sonucunda başlayan anarşist toplumsal eylem ve çatışma süreci 6 gün içerisinde Yunanistan’da Kostas Karamanlis başkanlığındaki Yeni Demokrasi Partisi hükümetini istifaya davet eden bir genel grev halini aldı.

2000’li yıllardan itibaren örgütlü ve mücadeleci anarşizm içindeki tartışmalar Yunanistan’da ortaya çıkan şehir gerillası pratiği ile başka bir aşamaya sıçradı. Yunanistan’da Devrimci Mücadele örgütünün tutsak militanlarından Maziotis işgal evleri ile sürekli gündelik hayatı örgütleyen ve sistemi yıkmak için hiçbir şey yapmayan faaliyetlerin eninde sonunda sistemi yeniden ürettiğine vurgu yapmış, “İşgal evi ve öz-yönetim, ya mülkiyet dünyasını bıçaklayacak ya da yalnızca paslı bir hediyelik eşya hâline gelebilecek keskin bir alettir. Bir işgal evi kesinlikle kendi küçük dünyamızı değiştirmektedir ancak kendi dünyamız devlet iktidarının dünyasıyla sınırlı olduğu sürece, kendi dünyamız saldırmak üzere kendini silahlandırmadığı sürece, mevcut olanların çölünde etrafı çevrili bir serap hâline gelecektir” demiştir. “Devletin ve sermayenin devrilmesi için verilen mücadele, sorumluluk, istikrar, adanmışlık, politik bütünlük, çelik irade ve tarihi devrimci geleneğin deneyimleri ve ilkelerine ilişkin politik ve teorik bilgi birikimi gerektirir. Eğer biz politik seçimlerimiz için sorumluluk alamazsak bütün ağır bedellerine rağmen başkalarından eylemlerimize katılmalarını nasıl bekleyebilir, nasıl mücadeleden, sosyal özgürleşmeden, devrimden, Anarşiden bahsedebiliriz?” diyerek Yunanistan’daki anarşist hareket içindeki tartışmaları da savunmasında dile getirmiştir.

Bu eğilim anarko-komünizm zemininde, sistemi yıkmak için devrimci şiddetin örgütlenmesine yönelmektedir. Ateş Hücreleri İttifakı bu tartışmalar içinden çıktı. Yine İtalya, Meksika, İspanya, Almanya, İngiltere ve Şili’nin devrimci pratiği ile birlikte Uluslararası Devrimci Cephe (İFR) bu eksenden ortaya çıktı.

İngiltere’de polis araçları ateşe veriliyor, Şili’de protestan kiliseleri bombalanıyor, İtalya’da jandarma binalarına yönelik, Almanya’da polise yönelik saldırılar düzenliyor, Meksika’da bankaları ateşe veriyorlar, Çek cumhuriyeti’nde polis aracını yakıyorlar.

Haber: isyandan.org

Notlar   [ + ]

1. https://users.resist.ca/~liberter/file/yazilar/html/devrimcihareketininsasi.htm
2. https://users.resist.ca/~liberter/file/yazilar/html/devrimcihareketininsasi.htm
Etiketler:
BENZER KONUDAKİLER

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.