Almanya: Sarrazin, AfD, HoGeSa ve Pegida

peg1

Geçtiğimiz Pazartesi insanlar dokuzuncu kez Pegida (Batı’nın İslamlaştırılmasına Karşı Vatansever Avrupalılar) pankartları altında bir araya geldiler. 15,000 civarında bir katılım bildirildi. Sarrazin’den AfD’ye ve HoGeSa’ya kadar bu protestoların elbette bir öncülü vardır; sokağa dökülen yeni bir kitle olsa da, içerik yeni değildir.

Göttinger Enstitüsü Demokrasi Araştırmaları bölümünden Felix M. Steiner’in makalesinden (16 Aralık 2014):

Birkaç haftadır her Pazartesi günü Dresden sokaklarında “Biz halkız” sloganı yankılanmakta. Eskilerin bu sloganını bugün kendini demokratik addeden – Dresden’le sınırlı kalmayan – bir hareket benimsedi. Geçtiğimiz Pazartesi Saksonya Eyaleti başkentinin sokakları dokuzuncu defa Batı’nın İslamlaştırılmasına Karşı Vatansever Avrupalılar (Patriotische Europäer gegen die Islamisierung des Abendlandes – Pegida) adı altında toplanan 15,000 civarı insanla doldu. Birçok şey protesto ediliyor olsa da, büyük olasılıkla bu protestoların merkezindeki mesele Batı’nın İslamlaştırılması değildi. Bazı basın kuruluşları her ne kadar bu hareketi yeni bir hareket olarak afişe etmeye pek hevesli olsa da, olup bitenler kin ve ırkçılığın bir defa daha Almanya sokaklarında, bu kez aşırı Sağ’ın [Neo-Nazilerin] dışında yoğunlaşmasından başka bir şey değildir.

Bu protestolar müphem kaygılar, bölünme korkuları ve ırkçı tutumlar dışında ayrıntılı bir programı bulunmayan protestolardır. Fakat belki de şu anki hareketin en büyük özelliklerinden bir tanesi; yabancılara, İslamcılara, tepedekilere ve güdümlü Alman medyasına karşı gerçekleştirilen protestolarla birçok insanın kendini kolayca ilişkilendirebiliyor oluşudur. Radikal Selefilik teması, belediyenin sığınmacı evlerini protesto etmek gibi Alman aşırı Sağ’ının gerçekleştirdiği demirbaş eylemlerle pek ilgilenmeyenleri seferber etme çabasından başka bir şey değildir. Geriye dönüp baktığımızda tartışmaların 2011’in sonunda Sarrazin’in çıkardığı ilk kitabın başarılı olmasıyla birlikte alevlendiğini görebiliriz. Bugünkü yürüyüşlerdeki pankartlarda okunabilen “Pegida”, Almanya Kendi Kendini Bitiriyor (Deutschland schafft sich ab) kitabının başka türlü yazılmış halidir. Bu kitapta kullanılan birbiriyle değiştirilebilir terimler pek az çözümsel içeriğe sahiptir. Daha çok belli belirsiz ancak yargılanabilir simgeler ortaya konulmaktadır. Yayınlanışından itibaren Müslüman karşıtı ırkçılık da yükselişe geçmiştir ki bu, nüfusun bazı kesimleri için Roman karşıtı ırkçılıkla birlikte belirleyici özelliklerden biri haline gelmiştir.

2009 yılından bu yana yapılan saha çalışmalarının yarıdan fazlası Müslümanlar hakkında olumsuz düşüncelerin dikkate değer oranda arttığını gösterdi. Almanların % 36’sı gelecekteki Müslüman göçlerinin önlenmesi gerektiğini ifade ederken, % 43’ü bu kadar yüksek oranda Müslüman’ın varlığından rahatsız olduğunu dile getirdi. Sosyolog Oliver Nachtwey bu konuyla ilgili yazdığı makalesinde durumu şu şekilde özetliyordu[1] Makalenin Almanca aslı için: http://www.dw.de/nachtwey-das-produkt-einer-nerv%C3%B6sen-gesellschaft/a-18121016 :

Bu, yükselmenin git gide imkansızlaştığı, bireylerin sürekli bir çırpışın ve rekabetin hükmünü hissettiği endişeli bir toplumun ürünüdür. Neticede oluşan tepki, çoğunlukla bir sisteme değil; ötekine, yabancıya yöneltilir.

Nachtwey bunun yanı sıra sorumlu olarak küresel kuruluşları ve halkın siyasi partilerce temsilinin git gide azalmasını da gösteriyordu; nitekim şu anki protestolar da kaygıları dışa vurmak için bir kanal işlevi görmekteydi.

pegida-header

Fakat bu eğilim pek uzun sürmeyecektir; çünkü son yıllarda Sol eğilimi durdurmak adına çalışmalar yapmakta olan Hristiyan Demokrat Birliği’nin (CDU) Sağ kanadı, diğer Sağ unsurların entegrasyonunu amaçlayan herhangi bir çalışma yürütmemektedir. Muhtemelen şu anki parlamentodaki Büyük Koalisyon[2]Bavyera Hristiyan Sosyal Birliği’ni (CSU) de kapsayan Hristiyan Demokrat Birliği (CDU) ile Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD) arasındaki koalisyon hükümeti. CDU ve SPD Almanya’daki iki en büyük partidir. da bu durumu iyice pekiştirmektedir. Dresden’deki gösterilerin içerisinde bu kadar çok eski CDU üyesinin yer alması ve Almanya için Alternatif (AfD) partisinin kurulması, parlamentodaki “Sağ içi entegrasyon sorunundan” ileri gelmektedir. Bununla birlikte, geçtiğimiz Kasım ayı sonunda Köln‘de Selefilere Karşı Holiganlar’ın (HoGeSa) fiziksel ve söylemsel şiddet içeren yürüyüşünde bile AfD’li yetkilileri gördük. Yüzlerce holiganın Dresden’deki Pegida yürüyüşlerinde yer almasının yanı sıra, Pegida ve HoGeSa arasında örgütsel bir köprü oluşturan aktivistler de var. Ancak yine de bu protestocuların doğru ve detaylı bir analizi halen daha yapılmayı bekliyor.

Pegida’nın özellikle Saksonya Eyaleti’nde başarılı olmasına şaşmamak gerek. Ağustos 2014 seçiminde AfD tüm ülke genelinde % 9.7 oy almayı başararak, aynı seçimlerde on senedir parlamentonun aşırı Sağ koltuklarını elinde bulunduran Almanya Ulusal Demokratik Partisi’nden (NPD) bu koltukları devralmıştı. NPD ile AfD’nin yer değiştirmesi – her ne kadar temelde ufak farklarla birbirlerinden ayrılıyor olsalar da – aşırı Sağ’ın (NPD)  şu an için mevcut atmosferden yararlanamayacağını gösteriyor. NPD, Saksonya’da yalnızca parlamentoda bulunma şansını kaçırmakla kalmamış, aynı zamanda Neo-Nazilerin Türingiya’da öngördüğü yükselme şansını da kaçırmıştır. Sağ’ın damgalayıcılığıyla yüklü olan bu gösterilere NPD’nin de katılmasına çok şaşırmamak gerek, ancak Federal Cumhuriyet’in her yanındaki sokakları dolduran bu insanların yalnızca ufak bir kısmı örgütlü aşırı Sağ”dan gelmekte. Sağ’ın farklı kesimlerinden insanları çekmekteki başarının arkasındaki en önemli öğelerden biri ise, Pegida yürüyüşlerini örgütleyenlerin – en azından Sağ açısından – yeni olmaları ve henüz beyaz bir sayfa olarak görülmeleridir. Nitekim, ırkçı söylemler ve temalar, Pegida’nın kimlik ve yabancılaşma hikayeleriyle pekiyi örtüşmektedir. Pegida büyük ölçüde Almanya’da 1980’lerden beri formüle edilmekte olan Yeni Sağ söylemlerinden beslenmektedir.

Geçtiğimiz haftalarda Bavyera Eyaleti’nde belediyeye ait üç adet yeni tadil edilmiş ve önceden varlığı bilinmeyen sığınmacı evininin kundaklanması ve duvarlarda ırkçı yazılamalar bırakılması mevcut atmosferin bu yürüyüşlerin ötesinde bir ruh haline de sahip olduğunu gösteriyor. Çok şükür evlerin boş olması sebebiyle kimseye bir şey olmadı. Ancak göçmenlerin yerleşimi için açılmış belediye sığınmacı evlerine dönük olarak, sadece 2014 ylı içerisinde Almanya genelinde 200’den fazla eylem düzenlendi. Devlet istatistiklerine göre Eylül ayı sonuna kadar yaşanan Sağ motivasyonlu bu tip eylemlerin sayısı 86’dır ve bu rakam 2012’den beri yaşanan düzenli bir artışa işaret etmektedir.[3] Neue deutsche Welle, Der Spiegel sayı 51/2014, S. 24 .

Gelecek sene art arda gelecek seçimler olduğundan, en azından şimdilik, belediye evleri mevzusunun yeni bir seçim çalışmasında kullanılabilecek bir tema haline getirilmesi tehlikesi bulunmuyor. Hangi isim altında olurlarsa olsunlar, 2015 yılının başı itibariyle protestoların nasıl devam edeceğini kestirmek güç. Yeni yılla birlikte bu hareketler geri çekilebilecekleri gibi alevlenedebilirler. Şu an için Noel zamanı olması medyanın ilgisini bu protestolardan başka yöne çekmiş gibi duruyor. Bu, ve aynı şeyleri tekrarlayıp durmaktan öteye geçemeyen eylemlerin bir süre sonra katılımcılar için çekiciliğini yitiriyor olduğu gerçeği, protestoların sönümlenmesine yol açabilir. Öte yandan İslami terör konusu bu yılın son demlerine gelindiğinde bile hala konuşulmaya devam edecek gibi görünüyor. Avustralya’daki kanlı rehin alma eylemi ve Pakistan’da Taliban’ın bir okulu basması, Almanya’nın İslamlaştırılmasıyla pek ilgili olmasalar da Pegida örgütleyicilerinin eline koz verecektir. Eğer bu protestoların başta elde ettiği nicel başarı, yeni yıla bir motivasyon kaynağı olarak devreder ve Pegida aktivistleri siyaset sahnesinde kabul gören meşru siyasi aktörler olarak görülmeye başlanırsa, bu protestolar da şüphesiz ivme kazanacaktır.

Kaynak: http://blog.zeit.de/stoerungsmelder/2014/12/16/sarrazin-afd-hogesa-pegida_18053

Notlar   [ + ]

1. Makalenin Almanca aslı için: http://www.dw.de/nachtwey-das-produkt-einer-nerv%C3%B6sen-gesellschaft/a-18121016
2. Bavyera Hristiyan Sosyal Birliği’ni (CSU) de kapsayan Hristiyan Demokrat Birliği (CDU) ile Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD) arasındaki koalisyon hükümeti. CDU ve SPD Almanya’daki iki en büyük partidir.
3. Neue deutsche Welle, Der Spiegel sayı 51/2014, S. 24
Etiketler: , ,
BENZER KONUDAKİLER

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.