Afrika’nın Güneyinde Sınıf Mücadelesi

afrika

İkinci Paylaşım savaşı sonrası Çin, Küba, Cezayir ve Vietnam kurtuluş savaşlarının ateşlediği ulusal ve sosyal kurtuluş mücadelesi dalgası Afrika’yı da etkisi altına almıştır. Afrika’nın kurtuluşunu savunan Pan-Afrikan akımlar hızla yaygınlaşmış ve gerçeklik kazanmıştır. Bu akımın önde gelen temsilcileri; Kwame Nkrumah, Patrick Lumumba, Stewe Beko, Muammer Kaddafi, Ahmed Sékou Touré, Marcus Garvey gibi siyah halkın politik ve kültürel eylemcileridir.

Afrika’nın ekvator çizgisinin altında kalan halklar hızla bağımsız devletlerin oluşumuna yol açan ulusal kurtuluş mücadeleleri sonucu Angola Halk Cumhuriyet ( 1975), Demokratik Kongo Cumhuriyeti (1965), Zimbabwe ( 1980), Mozambik Halk Cumhuriyeti ( 1975), Bostwana (1966), Tanzanya Birleşik Cumhuriyeti (1965), Namibya (1990), Kongo Cumhuriyeti (1960) sonra Kongo Halk Cumhuriyeti (1969), Güney Afrika Cumhuriyeti ( 1994), Zambiya (1964) bağımsız devletler oldular.

Güney Afrika ırkçı rejimi; ABD’nin başını çektiği emperyalistlerin açık desteği ile Angola’da Angola Ulusal Kurtuluş Hareketi (MPLA)’ne karşı savaşan Tüm Angola’nın Bağımsızlığı İçin Ulusal Birlik (UNİTA)’i, Mozambik’te Mozambik Kurtuluş Cephesi (FRELİMO)’ne karşı Mozambik Ulusal Direniş Hareketi (RENAMO)’ni desteklemiştir. ABD Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde Lumamba’ya karşı Mobutu’nun başını çektiği askeri darbeyi desteklemişlerdir.  Güney Batı Afrika ırkçı Güney Afrika Cumhuriyeti’nin işgali altındaydı.

Angola’da UNİTA ve destekçisi Güney Afrika Ordusu’nun Küba’nın enternasyonal desteği ile yenilgiye uğratılması bölgede etkili olan ırkçı rejimin çözülüşünü hızlandırdı. 1990 yılında Güney Batı Afrika Halk Örgütü (SWAPO) bağımsızlığın kazanılmasından sonra ülkenin adını Namibya olarak değiştirdi. Angola ve Güney batı Afrika yenilgileri etkisini Güney Afrika’da da gösterdi. 1994 yılında ırkçı rejim çözüldü.

Aslında Ekvator altı-Afrika’da süren bu mücadeleler tarihsel olarak ta anti-emperyalist bir çizgi izliyor, Sosyalist Blok ülkelerinden maddi ve manevi destek alıyorlardı.

1990 sonrası, yani Sosyalist Blok’un çözülmesi bu ülkelerinin var olma koşullarını da derinden etkiledi. Angola Halk Cumhuriyeti, Angola Cumhuriyeti, Mozambik Halk Cumhuriyeti, Mozambik Cumhuriyeti, Tanzanya Birleşik Cumhuriyeti, Tanzanya Cumhuriyeti olarak adlarını değiştirerek yeni tarihsel sürece uyum sağlamaya,  İMF ve Dünya Bankası gibi Uluslararası emperyalist finans kuruluşları ile ilişkiye geçerek yapısal uyum programlarını uygulamaya başladılar.

Gelinen süreçte Ekvator altı Afrika ülkelerinde mevcut durum nedir kısaca bir göz atalım. Hem sosyo-ekonomik politikalarına hem de siyasal sistemlere göz atıp yeni tarihsel süreçte gelişen dinamiklere bakalım.

Güney Afrika

Güney Afrika Cumhuriyeti’nde Afrika Ulusal Kongresi (ANC) Güney Afrika Sendikalar Kongresi (COSATU) ve Güney Afrika Komünist Partisi (SACP)’nin de müttefikliği ile uzun bir ulusal ve sosyal kurtuluş mücadelesi yaşandı.

Özellikle Güney Afrika Cumhuriyeti; mücadele eden ülkenin sömürgeci geçmişinin adına, mirasına ve kapitalist üretim ilişkilerine dokunmama uzlaşmasıyla Alt Afrika’daki mücadelenin geleceğini de belirlemiş oldu. 

1994 yılında yapılan seçimleri kazandığından beri Güney Afrika Cumhuriyeti Afrika Ulusal Kongresi (ANC) hükümeti ile yönetilmektedir.

2000’li yıllarında ANC hükümetinin neo-liberal politikalarına karşı tepkiler ortaya çıkmaya başlamıştı. Özellikle Özelleştirme Karşıtı Platform ve kırsalda Topraksızlar Hareketi filizlenmeye başladı.

Bugün gelinen yerde Güney Afrika Cumhuriyeti 2013 yılında ANC’den kopan Ekonomik Özgürlük Savaşçıları (EFF) ve Güney Afrika Sendikalar Kongresi (COSATU)’dan 2014 yılında ihraç edilen Güney Afrika Metal İşçileri Ulusal Sendikası (NUMSA)’nın başını çektiği yeni bir örgütlenme ve mücadele süreci ortaya çıkarmıştır. NUMSA hem EFF’ye hemde diğer bir işçi partisi olan İşçiler ve Sosyalist Parti (WASP)’a eleştirel ve mesafeli durmaktadır.

Ulusal ve sosyal kurtuluş savaşı döneminde gelişmiş bir işçi hareketine sahip olan Güney Afrika’da sosyal kurtuluş için sınıf mücadelesi ve örgütlenmesi giderek öne çıkmaktadır.

Angola

Sovyetler Birliği ile ilişkilerin geliştirilmesi sonucu ekonominin sanayileşmesi, sanayilerin ulusallaştırılması, toprak reformu, kültür devrimi konularında önemli adımlar atıldı.

Angola’da 1991 yılında Angola Ulusal Kurtuluş Hareketi (MPLA) ülkenin bir halk cumhuriyeti olduğu olgusundan ve sosyalist politikalardan vazgeçerek Tüm Angola’nın Bağımsızlığı İçin Ulusal Birlik (UNİTA) ile anlaşma imzalamış ve  UNİTA’ya yasal siyasetin önü açılmıştır.

2002 yılında yeniden isyan çıkaran UNİTA lideri Jonas Savimbi’nin öldürülmesinden sonra  UNİTA bir kez daha yasal siyasete katıldı.

MPLA yeni ideolojik-politik yönelimi ile Sosyalist Enternasyonal’e üye oldu.

Angola 2012 verilerine göre sahip olduğu 114,2 milyar dolar gayri safi yurtiçi hasıla ile Afrika kıtasının Güney Afrika Cumhuriyeti ve Nijerya‘dan sonra üçüncü büyük ekonomisi konumundadır. Bu denli büyük bir ekonomiye sahip olan ülkede, nüfusun büyük bir çoğunluğu açlık sınırında yaşamaktadır.

Angola ekonomisi üzerinde yıllarca süren iç savaşın etkileri günümüzde de devam etmektedir. Özellikle son yıllarda başta sahip olunan petrol rezervlerinin yanı sıra diğer yeraltı zenginlikler sayesinde ciddi bir ekonomik kalkınma yaşayan ülke, gösterdiği bu hızlı yükseliş ile Afrika kıtasının en büyük ekonomik büyüme verilerine sahip ülkesi konumundadır.

Ancak petrolden ve diğer yeraltı zenginliklerinden elde edilen gelirlerin neredeyse tamamı ülkenin siyasetini ve ticaretini yöneten nüfusun küçük bir kısmına ulaşmakta olup, nüfusun geriye kalan büyük çoğunluğu bu gelirlerden fayda görememektedir. Ülke nüfusunun büyük bir çoğunluğu işsiz olup, yarısından fazlası açlık sınırının altında yaşamaktadır.

Ülkenin mal ve hammadde ihracatında en önemli ticaret ortaklarını Amerika Birleşik Devletleri, Çin Halk Cumhuriyeti, Fransa, Belçika ve İspanya oluşturmaktadır. Portekiz,  Güney Afrika Cumhuriyeti, ABD, Fransa ve Brezilya ise ülkenin ithalatında ki en önemli ticaret ortaklarını oluşturmaktadır. 2009 yılında Angola, Portekiz’in Avrupa dışındaki en önemli ihracat ortağı konumuna gelmiş, bu doğrultuda 24.000 Portekizli son yıllarda Angola’ya yerleşerek iş arayışına girmiş ya da şirket kurmuşlardır. Buna rağmen Çin’in ülke içerisindeki mevcudiyeti kurduğu büyük firmalar nedeniyle Angola için daha büyük önem arz etmektedir.

2013 yılında Çin ile ilişkilerin gelişmesi sonucu Portekizce Konuşan Ülkeler topluluğundan çıkarak Portekiz’le ilişkilerini kesmiştir.

Mozambik

1986 yılında Mozambik Kurtuluş Cephesi (FRELIMO) ülkedeki tüm sanayiyi kamulaştırmış, tarımsal üretimde de kooperatifler oluşturmuştur. Mozambik Halk Cumhuriyeti  özellikle Angola Halk Cumhuriyeti, Demokratik Almanya Cumhuriyeti, Küba ve Sovyetler Birliği gibi o dönemin Sosyalist Blok ülkeleri ile iyi ilişkiler içerisinde olmuştur. Yaşanan bu gelişmeler neticesinde Avrupalı kalifiye personel ülkeyi terk etmiştir.

Mozambik Dünya Sağlık Örgütü tarafından gelişmekte olan ülkelere örnek gösterilecek bir birinci aşama sağlık sistemi kurmuştur.

1970’li yılların ortasından itibaren Güney Afrika Cumhuriyeti ve Rodezya tarafından desteklenen yeni bir karşı-devrimci hareket başlamış, bu hareket neticesinde  Mozambik Ulusal Direnişi (RENAMO) oluşmuştur. 1976 yılında başlayan iç savaş 16 yıl boyunca sürmüştür. Bu süreç içerisinde askeri kuvvet olarak 1980 yılından itibaren diğer ülkelerden askeri güç takviyesi edinmiştir.

1990 sonrası FRELİMO Sosyalist enternasyonal üyesi olmuştur.

İMF ile girilen ilişkiler sonucu içlerinde telekomünikasyon, enerji, limanlar ve demiryollarının da olduğu küçük ölçekli 1200 kamu iktisadi teşekkülü özelleştirildi. 1996-2011 yılları arasında ortalama % 7 büyüme oranları tutturuldu.

Mozambik’te legal siyasete geçen RENAMO 2016 yılında yeniden silaha sarıldı.

Zimbabwe

18 Nisan 1980 tarihinde tam bağımsızlığına kavuşan ülke, ilk dönemlerinde sömürge sonrası dönüşümü huzurlu ve rahat bir şekilde geçiren ülke olarak görülmekteydi. Bu bağlamda çocuklarda yetersiz beslenmeden dolayı gerçekleşen ölüm oranlarını %22’den (1980) %12’lere (1990), çocuk ölüm oranlarını  (her bin doğumda) 86’dan 49’a, ortalama yaşam süresini de 1980 yılındaki verilere göre yükselterek ülkede önemli başarılara imza atmıştır.

Sosyalist Blok’un dağılması ile birlikte Zimbawe’de de ekonomi kötüleşmeye başlamıştır. Toprak reformunun gecikmesi huzursuzlukları arttırmış ve 2000’li yıllardaki krizin arka planını bu süreç oluşturmuştur. Hem kentlerde hem kırsal alanda ortaya çıkan zorlu yaşam koşulları kentlerde Zimbawe İşçi Sendikaları Federasyonu’nun başını çektiği muhalefeti ortaya çıkarmış, Demokratik Değişim Hareketi (MDC) adlı bir siyasal örgüt kurulmasını sağlamış, kırsal alanda beyaz ticari çiftliklere yönelik işgal eylemleri ve Zimbabwe işçileri konfederasyonun muhalefeti ile karşı karşıya kalmıştır. Son genel greve Güney Afrika Metal İşçileri Ulusal Sendikası (NUMSA) destek vermiş, MDC’nin genel greve politik yaklaşımı eğitim ve sağlık emekçilerinin grevden çekilmesinin önünü açmıştır.

Namibya

Angola’da Küba’nın askeri desteği ile UNİTA ve Güney Afrika Ordusu’nun Angola’nın güneyinde bulunan Cuito Cuanavale kentinde bozguna uğratılması sonrasında Güney Afrika ırkçı rejimi 1990 yılında Güneybatı Afrika Halk Örgütü (SWAPO)’nun mücadelesi sonucunda Güneybatı Afrika’dan da çekildi. Yeni kurulan devletin adı Namibya oldu. Sosyalist Blok’un dağılmasından sonra tüm halk cumhuriyetlerinde yaşanan dönüşüm Namibya’da da yaşandı.

2014 yılında yerlerinden edilmeye karşı Güneybatı Afrika Halk Örgütü (SWAPO) gençliği içinde başlayan huzursuzluk sosyal medya ve SWAPO gençlik örgütünün yapısı kullanılarak örgütlendi. Önde gelen eylemciler SWAPO’dan ihraç edildi.

Namibya’da SWAPO’nun gençlik örgütünün başını çektiği kent topraklarının gaspına karşı direnişin hızla yaygınlaşması ve SWAPO’nın tepkisiyle  Pozitif Yeniden Konumlanış (The Affirmative Repositioning – AR) adlı hareketin 2015 yılında SWAPO gençlik örgütünün içinden çıkmasına neden oldu. Gençliğin taleplerini dile getiren, bunun için devrimci eylem çizgisini koruyan yeni parlamento binasına karşı gerçekleştirdiği eylemlerde harcamaların bu inşaata değil eğitim sağlık ve konuta yapılması gerektiğini söyleyen bir hareket. AR gençliği SWAPO’ya bir daha oy vermeyeceğini deklere ettiler.

SWAPO’da  sosyalist enternasyonal üyesi oldu.

Kongo Demokratik Cumhuriyeti

1965 yılında Patrick Lumumba devrilip Mobutu Diktatörlüğü kuruluyor. Patrick Lumumba taraftarları ülkenin doğusuna çekiliyor. Che Guevera ile birlikte savaşmış olan Laurent Kabila Devrimci Halk Ordusu’nu kurup bölgede 80’lerin sonuna kadar etkili olacak olan bir tür kurtarılmış bölge oluşturuyor.

1997 yılında Ruanda soykırımı sonucu, Ruanda ve Uganda’nın desteği ile Kabila’nın güçleri başkente yürüyor. Mobutu rejiminin devrilmesi ile birlikte bir Marksist olan Kabila’nın önderlik ettiği Kongo’nun Kurtuluşu İçin Demokratik Güçler İttifakı yönetimi karma bir ekonomi politikasını benimseniyor. Kolektif uygulamalar hayata geçiriliyor. Uganda ve Ruanda rejime karşı bir pozisyona dönüp yönetime muhalif olanları desteklemeye başlıyorlar. İç savaş sırasında Angola, Namibya ve Zimbabwe Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ni destekliyorlar.

2001 yılında Laurent Kabila’nın suikast ile öldürülmesinin arkasında Ruanda, elmas tüccarları, CİA ve MOSSAD vardı.

Kongo Demokratik Cumhuriyeti vahşi bir iç savaş atmosferinde yaklaşık 3 milyon insanın öldüğü bir soykırım savaşına tanıklık etmiştir.

Barış görüşmeleri sonucu 2006 yılında yapılan seçimleri öldürülen eski devlet başkanı Laurent Kabila’nın oğlu Joseph Kabila kazandı.

2015 yılında Kabila’nın yeniden başkan olmaması için üniversite öğrencilerinin başını çektiği gösteriler hızla yaygınlaştı. Hükümet olayların arkasında ABD Elçiliği’nin olduğu açıklamasını yaptı.

Kongo Cumhuriyeti

Sosyalist Blok dağıldıktan sonra ekonomide devlet kontrolü kaldırıldı, 1990 yılında ABD’ye yapılan ziyaret sonrasında çok partili serbest piyasa ekonomisi sistemine geçildi. İMF’den ilk borç alınıp yapısal uyum programları hayata geçirilmeye başlandı.

Kongo Cumhuriyeti’nde en önemli siyasi organizasyon Kongo İşçi Partisi (1969)’dir. Ekim 1997’de Angola askeri birliklerinin, eski devlet başkanı Sassou-Nguesso’nun yanında çatışmalara müdahale etmesi sonucu Ekim ortası Lissouba devrilerek Sassou-Nguesso yeniden devlet başkanı makamına getirilmiştir.

Kongo İşçi Partisi 2012 yılında parlamento da çoğunluğu sağlıyor. Sassou-Nguesso son olarak 2016 yılında gerçekleştirilen seçimleri de kazanarak günümüzde de Kongo Cumhuriyeti’nin devlet başkanlığı görevini yürütmektedir.

Tanzanya

1961’de Birleşik Krallıktan ayrıldı. 1964 Zanzibar ile birleşerek Tanzanya Birleşik Cumhuriyeti’ni oluşturdu.  Afrika sosyalizmi uygulamalarını gerçekleştirdi. Bu yeni sosyalist rejim, Sosyalist Blok güçleri olan ÇinDoğu Almanya ve SSCB tarafından desteklendi.

Bu dönemin ardından Tanzanya, dünyanın en az gelişmiş ve dış yardıma en çok gereksinim duyan ülkelerinden biri haline geldi. 1980’lerin ortasından itibaren, ülke Uluslararası Para Fonu‘ndan yardım alarak serbest piyasa ekonomisine yöneldi.

Zambiya

Kuzey Rodezya Afrika Ulusal Kongresi (NRANC) ve ondan ayrılan Zambiya Afrika Ulusal Kongresi (ZANC)’ 1959 yılında Birleşik Ulusal Bağımsızlık Partisi (UNIP) adını aldı. Bağımsızlık mücadelesi 1964 yılında sonuçlandı. Birleşik Krallık’tan bağımsızlığını kazandı. Bağımsızlıktan sonra UNIP-NRANC koalisyon hükümeti kuruldu.

Planlı ekonomi politikaları hayata geçirilip, 1971 yılında bütün yabancı şirketler ulusallaştırıldı. UNIP dışında diğer partilerin faaliyetleri durduruldu.

1991 yılında Sosyalist Blok’un dağılmasından sonra yapılan seçimleri muhalefetteki Çok Partili Demokrasi Hareketi kazandı.

Günümüzde bağımsızlıktan bu yana ülke ekonomisi en kötü zamanını yaşıyor. Zambiya ekonomisi yıkıcı neo-liberal politikalar sonucu kötü duruma düşmüş ve yoksulların hayatı felaket düzeyine inmiştir.

Yeni ortaya çıkan Gökkuşağı hareketi Zambiya için tek seçeneğin sosyalizm olduğu vurgusunu giderek daha fazla yapmaktadır.

Haber: isyandan.org
BENZER KONUDAKİLER

Bir Yorum

  1. Pingback: İsyandan – Gölge Ordular: ABD’nin Görünmeyen Afrika Savaşı

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.