Anti-Faşizmin Değişen Yüzü

19 Ekim 2016’da göçmen işçiler ve gönüllüler Trump Otel Las Vegas’ın önünde protesto gösterisi düzenlediler. (Foto: Todd Heisler / The New York Times)

Ana akım medya, bugünün organize ırkçı ve faşist gruplarına – özellikle faşistler arasındaki aşırı-sağ işbirliklerine, beyaz milliyetçilere ve kendini ”alternatif-sağ” şeklinde tanımlayan diğer Trump destekçilerine bolca yer vermekte- ancak anti-faşizmin yükselen dalgasına gözlerini kapamakta. Faşizm ne kadar eskiyse anti-faşizm de bir o kadar eskidir ve “antifa” olarak bilinen antifaşistler çoğunlukla sol çevreden; faşist ve aşırı-sağ aktivistlere karşı örgütlenen aktivistlerdir. Geçtiğimiz sene, anti-faşist hareket; ABD içerisinde katlanarak büyüdü. Ve “alternatif-sağ” hakkında uyarıda bulunan ilk hareket olarak; yakın geçmişine göre yaklaşımını ve örgütlü unsurlarının bileşimini dönüştürerek değiştirdi.

ABD’de örgütlü ırkçı hareketin son altın çağı; 1980’lerden başlayarak 1990’ların ortasını görmüştü. Hareketin iki kanadı vardı: biri ana akıma hitap eden, diğeri ise şiddet ve agresif saldırı yöntemleriyle ilişkilenen kanat. Bu şekilde yükselen ırkçılık dalgası, kendiliğinden durulmadı. Daha radikal olan kanat, ARA (Anti- Irkçı Faaliyet) , SHARP (Irksal Önyargıya Karşı Skinheadler[1]Dazlak. 1960’ların sonlarında İngiltereli işçi sınıfından gençlerin, mod denilen, sınıfsal bilinci olmayan, şık giyinen züppelere karşı başlattığı hareket. Sonradan ırkçı ve faşistler tarafından taklit edilip sahiplenilmiş.) ve RASH (Kızıl Anarşist Skinheadler) gibi gruplar tarafından muhalefet edildi. Bu gruplar öncelikle yerel gruplar halinde, punk rock faaliyet alanını ele geçirmek isteyen yeni dalga Nazilerin önünü kesme amacıyla oluştu. Nazi Skinheadler (Dazlaklar), ciddi şiddet içerikli gruplanmalar olarak, 1988’le 1996 arası en az 40 kişiyi öldürmüştü. Faaliyetlerinin bir parçası olarak, anti-faşist gruplar da “sert” bir ün oluşturmuş, yeni dalga Nazilerle hemen karşı karşıya gelmiş ve ırkçı yürüyüşlere karşı eylemler örgütlemişti. Punk rock faaliyet alanını devralmaya çalışan Nazilere karşı, onları ortamdan tamamen uzaklaştırarak ya da izole ve marjinal gruplara hapsederek başarılı bir şekilde savaşmışlardı.

ARA, 1997’de 200 gruba ulaşmıştı. Bu grupların büyük bir kısmı ABD’de, diğerleri ise Kanada ve Latin Amerika’da bulunmaktaydı. Ancak aşırı-sağ çoktan zirvesine ulaşmıştı, 2000lerin ortasında ise ARA neredeyse ortalıktan kaybolmuştu. 2000’lerin sonuna doğru, bir avuç yeni antifa grubu oluşmuştu — Portland, Oregon’un Rose City Antifa’sı ve NYC (New York City) Antifa gibi— farklı görünen ve farklı davranan gruplanmalardı. Bu değişimin sembolü Amerikalı grupların anti-ırkçı tanımlaması yerine “antifa” tanımlamasını sahiplenmesiydi. 2013’te yerel grupların ARA ismini hala kullanmasına rağmen ARA bitmiş ve yerini Torch Network (Torch Ağı) almıştı.  2014’te Amerikalı antifa grupları, 2 düzine kadardı. O zamanlar büyük şehirlerde sol çevrelerin takıldığı yerlerde bulunurken, şimdi antifa olarak, Lincoln, Nebraska ve Merkezi Pensilvanya dahil ülke geneline yayılmış durumda.

Yeni antifa grupları öncülerine kıyasla çok daha karışık bir taktik ve politik çeşitliliğe sahip. Örneğin, 90’larda antifa, daha çok 20’li yaşlarında punk ve skinheadlerin çoğunun ilk politik deneyimleri anlamına gelmekteydi. Bugün, bu istatistik değişti. Örneğin, Trump’ın seçilmesinden bir gün sonra kurulan CEBAC (Chelsea Doğu Boston Anti-faşist Koalisyonu) üyelerinin hiçbirinin antifayla çalışma geçmişi yoktu. Ancak politik aktivist olarak farklı alanlarda – göçmenlik, LGBTİQ, üreme hakları ve bedensel özgürlük hakları gibi- deneyim sahibiydiler. CEBAC, açıklamasında, “Queer, Orta Doğulu, Latin, Anne, yasal olarak belgesiz, Yahudi gibi geniş kapsamlı kimliklerimiz bu grubun kurulmasında ve korkuya karşı hazırlıklı bir savaş yürütme isteğimizde büyük rol oynamıştır,” diyordu.

Eski günlerde, Nazi skinheadlerle çarpışmak için model  – çoğunlukla genç erkeklerden oluşan- bir “ekip” oluşturmaktı. Yıllar ilerledikçe ekipler bu modeli aşarak eğitim faaliyetleri yapmaya başladı. Bazı gruplar “doxing” yöntemini kullandılar – bir kimsenin kişisel bilgilerini (adres ve telefon gibi) açığa çıkarma pratiği- ve bazen ARA yasal ancak epey kişisel bir yöntem olarak, tanınan ırkçı örgütçülerin evlerinin önünde eylem yapma taktiğini kullandı.

Bugün, anti-faşistler hala birebir yüzleşme faaliyeti yürütmekte, ancak bu merkezi eylem planı olmaktan çok alet kutusundaki aletlerden biri gibi işlev görmekte. Çoğu şehirde, Nazi skinheadler punk etki alanını terketmiş durumda. Dolayısıyla antifa üyelerinin ve faşistlerin aynı bölge için savaştığı daha az örnek var. Halka açık ırkçı ve faşist gösterilerde geçen yıl çarpışmalar meydana geldi – örneğin, Atlanta, Anaheim ve Sacramento’da. Ancak yürüyüşler ırkçı sağ için artık çok tercih edilmeyen bir yöntem haline gelmiş durumda, çoğu; akademik tarzda konferans verip bülten yayımlamakta veya kayıtlar yaparak sosyal medyayı kullanmakta. Bu değişimle eş zamanlı olarak antifa hareketi de faaliyetini ciddi oranda istihbarat toplama, ifşa etme ve baskı kurma taktikleri üzerinden geliştirmekte.

Anti-faşist yaklaşım içersindeki bu değişimleri yaratan birkaç sebep var.

Eyalet ve Bölgesel İzleme Gruplarının Çöküşü

1980’ler ve 90’lar ulusal düzeyde “izleme grup”larına tanıklık etti. Bunlar aşırı sağı izleyen ve onunla yüzleşen gruplardı (Güney Yoksul Hak Merkezi-SPLC, Politik Araştırma Ortaklığı, Demokratik Yenilik Merkezi, Hakarete Karşı Lig).  Daha büyük bir fona ulaştıkça bu gruplar Klan, Nazi ve diğer ırkçı örgütlenmeler hakkında bilgi toplayabildiler. SPLC, bugün hala ırkçı faşist grupları takip etmekte, yenilikçi davalar açarak Tom Metzgerin Beyaz Aryan Direnişi, Amerika Birleşik Klanları ve Görünmez Uygarlık davalarında olduğu gibi ırkçı liderleri iflas ettirmekte.

Bu ulusal organizasyonlara ek olarak çeşitli yerel, eyalet bazında ve bölgesel gruplar da mevcut. Bunlardan bir kısmı, Georgia Komşu Ağı, Portland, Oregon’un İnsani Onur Koalisyonu; Montana İnsan Hakları Ağı ve Irkçılık ve Dini Şiddete Karşı Kuzey Carolinalılar. Bu gruplardaki aktivistler, aşırı sağ örgütlenmelerin kendi toplumları içerisindeki köklerine kadar inen araştırma ve belgeler ortaya koymakta.

İnternetin yükselişinden önce, gözetim yapanlar, ırkçı mitinglere bizzat katılmak durumundaydı, fotoğraflamak riskli ve pahalıydı; ve ırkçı dergi/bültenlere erişim sağlamak; ancak yalan bir isim üzerinden bir posta adresi tanımlayıp yazılarını satın almak yoluyla mümkündü. Bazı üyeler – tabi ki beyaz olmak durumunda- ırkçı mitingler ve örgütlere sızıp istihbarat toplamak durumundaydı. Gözetim, pahalı, riskli ve vakit alan bir pratikti.

Aşırı sağın yükselen dalgası geri çekildiğinde, bu tarz orta-çapta gruplara duyulan acil ihtiyaç -ve kullanılabilir fonlar- da aynı zamanda geri çekildi. Montana İnsan Hakları Ağı dışında çoğu 2000 ya da hemen ardından kapandı. Ulusal gruplar da aynı zamanda değişti. Eski ulusal-düzeyde izleme gruplarının içinden SPLC, birincil olarak örgütlü ırkçı ve faşistleri izleyen, belgeleyen ve karşı müdafaasını yapmaya devam eden tek örgüttü. (Hakarete Karşı Lig, Politik Araştırma Ortaklığı ve Demoktratik Yenilenme Merkezi’nin – şimdilerde İnsan Haklarına dair Araştırma ve Eğitim Enstitüsü’nde çalışan- eski üyeleri izleme görevi yapmaya devam etmekte,  ancak sağ kanat aktivizminin farklı formları veya farklı meseleleri üzerine yoğunlaşmakta.)

Bu değişimler sebebiyle, antifa grupları; ortadan kaybolan bu orta-çap eyalet ve bölgesel organizasyonların rolünü üstlendiler. Araştırmalarının ve muhalefetlerinin çoğunu yerel ırkçı örgütlenmelere yönelik yapmaktalar- eskiden bu orta-çap ana akım organizasyonların yaptığı işleri üstlenmekteler. Hatta, bugün belki antifa grupları organize ırkçı yürüyüşleri ve gösterilerini takip edip karşı gösteri hazırlayan tek yerel gruplanma. NYC Antifa açıklamasında “ New York şehrinde, faşistler halka açık etkinlikler yaptığında ana akım gruplardan hiçbiri yerinden kıpırdamıyor.” diyordu. Eğer birisi yerelindeki ırkçı örgütlenmeler hakkında bilgi edinmek istiyorsa, ancak yerel anti-faşist bloglardan yararlanabilirler, çünkü bu bilgileri liberal kâr amacı gütmeyen kuruluşlardan bulamazlar.

İzleme İçin İnterneti Kullanmak

Bugün, internet – ve özellikle sosyal medya- aşırı- sağın mürit toplama yöntemini ve aynı zamanda izlenme biçimini değiştirmiştir. Irkçı reklamlar potansiyel üyeler için kolay ulaşılabilir durumda- ancak izlenmeye de açık. Aşırı sağcılar gururla sadakatlerini tartışma sayfalarında ve sosyal medya hesaplarında paylaşadururken ve “çevrimiçi radikalleşme” yaratmaya çalışırken; anti-faşistler de bu platformlardan bu gruplara katılanlar hakkında bilgi toplayabiliyor. Kendi organizasyonlarının canlı videolarını çekip paylaşan ve kendi fotoğraflarını internete koyan ırkçılar, gizlice fotoğraf çekme gibi tehlikeli eylemleri otomatik olarak gereksiz bırakmakta.

Kişisel bilgiler bir araya getirildiğinde, en çok tercih edilen yöntemlerden biri ifşa etmek: çevrimiçi olarak kişisel bilgileri ve fotoğrafları yayınlamak olmaktadır. Trump’ın ırkçılığı ana akıma taşımasına rağmen, beyazların üstünlüğünün açıkça destekçiliğini yapmak hala toplumda bir tabu halinde ve çoğu ırkçı aktivist kimliklerini gizlemeye itina etmektedir. “İfşa” edilmek, aile ilişkileri ve sosyal ilişkileri yıkabilir ve iş yerinde problemler yaratabilir.

Anti-faşistler aynı zamanda ifşa yöntemini Soldan üye çekmeye çalışan ırkçı grupları ortaya çıkarmada ve ırkçı müzik gruplarını – ki müzik, destekçi toplamanın en önemli araçlarından biri- ortaya çıkarmada kullanmakta. Antifa aynı zamanda müzik etkinliklerini iptal ettirmek amacıyla etkinlik yerleri üzerinde baskı kurmakta, veya boykot etmekte. “Nazi kulübü” ünvanına sahip olmak çoğu şehirde işler için iyi bir etki yaratmamakta.

Avrupalı Antifa Hareketi

Avrupa’da yükselen anti-faşist hareket, “antifa” ismini ortaya çıkaran ve Amerika’daki anti-faşist hareketin ilham kaynaklarından biriydi. Çoğu ülkede, anti-faşizmin kendisi, geniş çapta kitlesel bir hareketti. Özellikle Almanya’da, her şehirde bir grup bulunmakta, örneğin Berlin’de birden çok anti-faşist grup bulunmakta. Avrupalı antifaşist gruplar da dövüş çalışmaları yapmakta ve ırkçı gruplara karşı büyük eylemler organize etmekte olsa da, ABD’li anti-faşistlere göre vurguyu daha çok eğitimsel ve kültürel çalışmaya yapmaktalar.

Etnik Kökenli İnsanların Öncülük Ettiği Sosyal Hareketler

Etnik kökenli insanların yürüttüğü sosyal hareketler, özellikle göçmen hakları hareketi, Black Lives Matter (Siyah Yaşamları Önemlidir) ve #NoDAPL, anti-faşist örgütlenmeyi dönüştüren hareketlerdi. Bu hareketler, anti-faşistlerin punk rock ortamından dışarı adım atarak daha geniş kitlelerle, beyaz üstünlüğüne karşı çok katmanlı bir mücadele yürütmesine yardımcı oldu. Bu toplumsal hareketler yapısal ezilmişliğin toplumdaki komplike yansımalarına karşı örgütlenirken, anti-faşistler bilinçli bir şekilde faşist olan bireylere ve beyaz ırkçı hareketlere odaklanmakta. Black Lives Matter ve göçmen hakları protestolarında çoğu kez anti-faşist bayraklar da dalgalanmakta.

Anti-faşist örgütlenmedeki bu değişimlere rağmen, aynı kalan şey, aşırı-sağı ana akım medyanın aldığından daha ciddiye almasıydı. 2005’ten itibaren, aşırı-sağın içindeki estetik ve entellektüel değişimlerin başladığı konusunda uyaran anti-faşistlerdi. 2010’da, anti-faşist araştırmacı Matthew Lyons, Richard Spencer’ın Alternatif Sağ (şimdilerde alt-sağ şeklinde telaffuz edilen) websitesinin yeni bir yaklaşım önerdiğine dikkat çekmişti. Anti-faşistler Washington DC’de Spencer’ın Ulusal Politika Enstitüsü konferansına karşı 2013 ve 2015’te eylemler düzenlemişti. Medya anti-faşistlerin öngörülerine biraz itibar etmiş olsaydı, alt-sağın yükselişi onlar için bu kadar büyük bir sürpriz olmazdı.

Bugün, güncel anti-faşistler daha çeşitli bir katılımcı profiliyle hareket etmekte ve ırkçı unsurlarla yüzleşirken kullandıkları taktikleri bir yelpaze gibi genişletmekte. Ana akım medya ve liberal aktivistler anti-faşist hareketin faaliyetini vahametle görmezden gelmekte. Faşizmin hızlıca yayılmasına karşın anti-faşist hareket; Amerika topraklarında önemle artan toplumsal bir harekete dönüşmekte.

Spencer Sunshine
Politik Araştırma Ortakları üyelerinden.
Kaynak: http://www.truth-out.org/news/item/39128-the-changing-face-of-anti-fascism

Notlar   [ + ]

1. Dazlak. 1960’ların sonlarında İngiltereli işçi sınıfından gençlerin, mod denilen, sınıfsal bilinci olmayan, şık giyinen züppelere karşı başlattığı hareket. Sonradan ırkçı ve faşistler tarafından taklit edilip sahiplenilmiş.
BENZER KONUDAKİLER

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.