Nikos Maziotis (Devrimci Mücadele): Yunanistan’da Yapılacak Referandum Halka Ne Getiriyor?

bomb

SYRIZA önderliğindeki hükümet çöküyor. 2010 Yılında başlayan süreçle birlikte kredi seçimi, Yunanistan’ın borçlarını ödememesi ve Euro bölgesinden çıkışı SYRIZA hükümetinin sonunun başlangıcı olacaktır. 2010 yılından itibaren borçların düzenli ödenmediği bir aşamada muhtıra uygulamasının işleme konulması, borç ödeyememe krizi kanserine yakalandığı düşünülen bir üyenin ulusötesi ekonomik elitin tercih ettiği ihraç seçeneği politikası ile Euro bölgesinin sürdürülebilirliği sağlanmak istenmektedir.

Esasen, IMF, ECB ve Avrupa Komisyonu’nun iktidarda olduğu ülkede borç verenler, ülkenin yükümlülüklerini yerine getireceğinden emin olmak istiyor ve her zaman uluslarüstü ekonomik elitler Yunanistan’ın borçlarını ödemesini kurtuluşunun bir önkoşulu olarak kabul ediyorlar. 2009 Yılından bu yana, Yunanistan’ın iflas ettiği Georgios Papandreu sonrası hükümet ve  Avrupa Birliği tarafından zaten biliniyordu. 2010 yılından itibaren, kredilerin, Yunan tahvillerinin sahibi olan Fransız, Alman, İngiliz ve Amerikan bankalarının sahiplerini korumak amacıyla uluslarüstü ekonomik elit, borçların düzenli bir şekilde ödenmesi taktiğini izledi.

Borçlunun, borç ödemelerini tek taraflı askıya almasının yasak olması muhtıranın ilk hedefiydi. Bu hedef doğrultusunda, borcun geri ödenmesini sağlamak için Yunan devletinin tüm varlıkları donduruldu.

Ayrıca borcun, Euro dışında daha düşük kurda olan herhangi bir ulusal para birimine dönüşümünü yasaklayan Anglo-Sakson hukuku Yunanistan’da kabul edildi. Kredi yetkisini devreden Yunan devleti, kendi mal varlıkları üzerindeki ulusal egemenliğinden vazgeçti. Muhtıranın ikinci amacı ise 110 milyar € kredinin önceden verilerek eski borcun yenisiyle değiştirilmesi ve daha sonra Yunan tahvillerinin sahipleri olan Avrupa Birliği üyesi ülkelere, Avrupa Merkez Bankası ve IMF gibi uluslararası kuruluşlara borç transferiyle geri ödemenin sağlanması oldu. Yunanistan’ın temerrüde düştüğü borç vadesinin uzatıldığı bu işlem ile Yunan tahvillerinin sahipleri olan akıllı-yatırımcılar mümkün olan en az kayıp ile ellerindeki önemsiz bonolardan başarıyla kurtulmuş oldu.

Yabancı bankaların çok kazandığı ve Yunan bankaları, Yunan sosyal güvenlik fonları ve küçük hissedarların çok kaybettiği bu süreç Mart 2012’de gerçekleştirilen PSI ile borçların yeniden yapılandırılması ile devam etti.

Buna paralel olarak, uluslarüstü ekonomik ve siyasi elit, “kemer sıkma ya da iflas ve felaket” ikilemini kullanarak beş yıl süreyle geniş kitlelere ölüm ve yoksulluğu, açlık ve sefaleti tavsiye edip toplumsal soykırım ve ötenazi politikası başlatıp ülkeyi harabeye çevirdi.

Verilen kredilerin gerçek amacı, bir tarafta güçlü ve büyük ülkelerin olduğu, diğer tarafta ise zayıf ve borçlu ülkelerin olduğu iki parçalı bir Avrupa Birliği oluşturmaktır.

Devrimci Mücadele’nin tutsak üyeleri olarak 2010 yılının Aralık ayında belirttiğimiz gibi, ilk önce Yunanistan’da Küresel Sosyal bir Devrim yapalım: “EMU’dan [Ekonomi ve Para Birliği] şimdi çıkmaya karar verelim ve Euro ile yaşayabileceğimizden emin olalım. Bu durumda Avrupa Birliği için uygun olan ancak tek başına hayatta kalması oldukça zor olan EMU borç krizini derinleştirecek ve aynı zamanda bir Avrupa ülkesinden diğerine mali çöküntüye neden olacaktır. Birliğin geleceği için en iyimser senaryo güçlü ve büyük ülkelerin rehberliğinde Avrupa’nın dış çeperinde iflas etmiş ülkeleri koruyacak, Avrupa’daki siyasi ve ekonomik yönetimlerin bütünüyle kendi ekonomik ve siyasi egemenliklerinden vazgeçtiği bir oluşum yaratmak. Bu durum düzenli olarak kendiliğinden meydana gelen bir mekanizma kurularak Avrupa Birliği’nde teşvik edilebilir.”

Borcunu ödeyemeyen Yunanistan’ın Avrupa Birliği ve EMU’dan çıkış süreci ise beş yıl sonra üç aşağı beş yukarı şekillenir.  Düzenli olarak borcunu ödeyemeyen Yunanistan iki vitesli Avrupa Birliği’ne başlamak için ilk aday ülkedir. 2010 yılından günümüze kadar ki bütün Yunan hükümetleri, uluslarüstü elitin istekleri karşısında sadakatle görev yapmıştır.

SYRIZA, hükümeti selefleri olan Samaras ve Papandreu hükümetlerinden çok daha kısa bir sürede çöküyor. Bu gerçeklere rağmen, elbette geriye kalan borç yükümlülüklerine el sürmemek için EMU’dan çıkmak ve temerrüde düşen Yunan kredileri hakkında karar vermek -eski maliye bakanı Hardouvelis tarafından önerilen bu anlaşmanın önlemlerinin daha sert olduğunu kendileri de itiraf ediyor- alacaklılar ile yeni bir muhtıra anlaşması imzalamak amacıyla yapılan müzakereler boyunca kendi kırmızı çizgilerinde birçok geri adım atmalarına rağmen 2 No’lu mevcut muhtıranın uzantısı imzalandı ve onlar borçları geri ödemeyi kabul ettiklerini ve 5 ay önce seçilmek için ortaya koydukları plandan feragat ettiklerini açıkladılar.

SYRIZA, iktidarının beş ayında, Keynesyen reformların, Avrupa Birliği çerçevesinde küreselleşen neoliberal koşulların ne kadar sürdürülemez olduğunu, temel maaş ücretlerini artırmaya çalışırken borcun geri ödenmesini kabul etmenin ne kadar çelişkili olduğunu, özelleştirmeleri kabul etmenin ve devletin özelleştirilen işletmelerde temsil edilmesini istemenin, onlarla sert müzakereler yapıp 20 Şubat 2015 tarihine dek anlaşmayı uzatmaya karar verip borç anlaşmasının koşullarını uygulamak isteyen değilde, kuruluşlardan finansman talep etmenin, dolaylı yeni vergiler ve KDV artışı gibi önlemlerin olduğu muhtıraya karar verip, kendi kırmızı çizgilerinin üzerinden atlamanın, halkın gelirinin, işten çıkarma ve işsizliğin artmasıyla daha çok azalmasına, onların kredi taksitlerini ödeyemediğinde tehdit edilmesine, kredi şantajına düşmesine neden olmanın, 20 Şubat anlaşmasını imzalarken borç ödemelerinin tek taraflı fesh edilemeyeceğini ve Yunan devletinin kamu varlıklarının dondurulduğunu ve borç geri ödenmediğinde egemenler tarafından tek taraflı satılacağını ve onların programlarının ne kadar uygulanamaz olduğunu kanıtladı.

Şüphesiz tüm bu borç verenler, Yunan krizinin yöneticisi ve ortağı olan SYRIZA önderliğindeki hükümetin güvenilmez olduğunu düşünecekler. İletişim yöntemi olarak hükümet tarafından 5 Temmuz referandumuna karar verilmesi, komplo teorileri eşliğinde gemiyi batırmak, siyasi darbe yapmak ve “yeni Louliana” (1965 Temmuz olaylarına gönderme) gibi kendini yıkmayı hedeflemekten ziyade kredi önerilerinin reddedilmesi veya kabul edilmesinden başka bir şey değildir.

Gerçekte olan ise SYRIZA hükümeti kendi çelişkilerinden ve kendi tabanının baskısı altında çöküyor. Referandum oylamasından 5 gün önce, 30 Haziran’da kemer sıkma programı sona eriyor ve zaten ülkenin varsayılan durumuna göre yeni bir müzakere veya yeni bir kredi anlaşması gibi bir öneri olmadığından dolayı referandumun hiçbir maddi temeli yoktur. Dahası referandumun sonucu ne olursa olsun, bu hem EMU’dan çıkış ve ülkenin iflası ile ilgili herhangi bir etki yaratmayacaktır hem de kaçınılmaz olarak hükümetin nihai çöküşünü önlemeyecektir.

Kredi önerisi hakkında yapılan referandumdan “Evet” çıkması durumunda, hükümetin çöküşü önerilen taslak lehine resmen “Hayır” denmesinden çok daha yakın olacaktır.

Çoğunluk gerçekten “Hayır” tercihini kullanırsa, hükümetin biraz zaman kazanması mümkün, ama bu durumda bile tamamen aciz ve EMU’dan çıkışı ile gelecek olan iflasın sonuçları ile başa çıkmak için son derece hazırlıksız, bu yüzden en geç sonbahara hükümet düşebilir.

Sonuç ne olursa olsun Euro veya Drahmi ikilemi içinde referandum sonuçları yanıltıcıdır, gerçekte kazığa bağlanmış halkın sorunlarına herhangi bir çözüm sağlamayacaktır.

Devrimci Mücadele’den bizler diyoruz ki, Yunanistan EMU’dan çıkmazsa ve Avrupa Birliği çerçevesinde Drahmiyi benimserse borç sorunu olduğu gibi kalır ve muhtıra ile ilgili taahhütlerde geçerli olur. Muhtırayla borcun Euro dışında herhangi bir ulusal para birimine dönüşümünün yasaklanmasından bu yana, sadece Drahminin benimsenmesi borçları azaltmayacak ama artıracaktır.

Bunun yanısıra, Drahminin benimsenmesi ile gözardı edilen diğer bir nokta, işçilerin satın alma gücünün daha da düşmesine yol açacağıdır. Böylece işçilerin yaşam standartları düşecek, yoksulluk artacak ve yoksullaştırılma ise hızlanacaktır. Bu nedenle para birimi tek başına bu sorunları çözemez. Avrupa Birliği içinde EMU’dan çıkışın radikal bir çözüm olmadığını düşünenler ciddi bir yanılgı içindedir. Şu anda kredi verenler tarafından Avrupa Birliği çerçevesinde korunan bir ülkenin rütbeleri düşürülerek Yunanistan’ın Euro bölgesinden çıkışı için çözüm aranıyorsa ülkenin borçlarını ödesinler böylelikle daha kolay satarlar.

Sadece aşağıdan örgütlenen bir eylem, sadece Devrimci Hareketin eylemi NATO ve piyasa ekonomisine radikal bir yanıt verir, ülkeyi Avrupa Birliği’nin dışına çeker, borçları siler, sermaye ve devleti yıkar, topluluklar, işçi konseyleri ve halk meclislerinden oluşan bir konfederasyona dayalı Özgürlükçü Komünizm temelinde toplumun yeniden örgütlenmesini sağlar.

Şu anda, SYRIZA’nın siyasi iflası, EMU’dan çıkış ve ülkenin iflası ki kredi verenlerin bile sonuçların ne olacağını bilmediği bir süreçte yaşanan bu kriz devrimci güçler için bir dizi fırsat açarken ülke altüst olma olasılığına doğru ilerliyor…

Referandumda çekimser kal!

Euro veya Drahmi ikilemine hayır!

Tek çözüm toplumsal devrim ve halkın silahlanmasıdır!

Devrimci Mücadele üyesi Nikos Maziotis – Koridallos hapishanesi – 28 Haziran 2015
Kaynak:http://en.contrainfo.espiv.net/2015/07/01/revolutionary-struggle-member-nikos-maziotis-text-ahead-of-referendum/
BENZER KONUDAKİLER

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.