Donbas’ta Yeniden Başlayan Kent Savaşı Dünya İşçi Sınıfına Uyarı Niteliğindedir

Geçtiğimiz Ocak ayının sonundan itibaren Donetsk ve Lugansk halkları, Kiev cuntasının artan saldırılarına hedef oldu. ABD ve AB destekli Ukrayna Ordusu, Donetsk’in başkentindeki  okulları, hastaneleri, su ve doğalgaz alt yapıları ile konutları bombaladı.

Kiev rejiminin yeniden başlayan saldırıları kimi analizlerde, Trump yönetiminin Rusya ile yakınlaşmasını önleme ve seçim kampanyası boyunca Clinton’a destek veren Petro Poroshenko yönetiminin ABD’yi tekrar kendi saflarında oyuna dahil etme çabası olarak yorumlanırken, gerçekte Trump yönetiminin Donbas krizine ilişkin tavrının herhangi bir diğer emperyalist ABD iktidarından farkı yok.[1]http://redstaroverdonbass.blogspot.com.tr/2017/02/ukraine-escalates-war-in-donbass-while.html

Üç yıl önce ‘halk kalkışması’ olarak pazarlanan kıyımda, neo-Nazi çeteler ve faşist paramiliter güçler ile ABD destekli Kiev cuntası, faşizme direnen Donetsk ve Lugansk halklarına karşı savaş açtı. BM raporlarına göre Kiev rejiminin ‘Anti-Terör Operasyonu’ adı altında yürüttüğü bu kıyım 100’ü çocuk 10 bin insanın hayatına mal oldu. Yüzbinlerce kişi yerinden edildi, Batı’nın uyguladığı ekonomik ambargo nedeniyle Donbas halkı bir türlü yaralarını saramadı.

Batılı ana akım medya dahi ülkenin doğusunda cuntaya direnen halkı bastırmaya çalışanlar arasında aşırı sağ ve neo-Nazi militanlar olduğunu kabul etmek zorunda kalmış ancak bu yine de Avrupa’daki hükümetlerin sessizliğini kıramamıştı. Bugün ‘yeniden başlayan’ kent savaşında emperyalist güçlerin farklı bir tavır sergileyeceğini düşünmek, hele ki Trump yönetimi ile Rusya arasındaki olası bir yakınlaşmadan medet ummak, Nobel ‘Barış’ ödülü sahibi, sözüm ona Bush sonrası liberal baharın lideri Obama döneminden dünya barışının tesisi için çözüm beklemiş olmak kadar abesle iştigal.

Tarafsızlığı tartışmalı Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT)’in[2]https://www.evrensel.net/haber/306740/ukrayna-vuruyor-agit-seyrediyordahi teyit ettiği üzere sadece bir hafta içerisinde Ukrayna Ordusunun yasaklanmış silahlarla yürüttüğü saldırı sayısı 15 bini bulurken NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ateşkesin bozulmasından Donbas savunma güçlerini sorumlu tuttu. Trump yönetiminin BM elçisi Nikki Haley yaptığı ilk resmi açıklamada, Rusya’yı saldırı ortamını tırmandırmakla itham etti. Politico’nun haberine göre Trump, Kiev rejiminin saldırılarına müteakip aşırı sağcı Yulia Tymoshenko ile görüştü. Beyaz Saray yalanlasa da habere göre bu görüşmede Trump, Kırım Ukrayna’ya geri katılana ve Rusya Donbas Halk Cumhuriyeti’ne yardımlarını kesene kadar Rusya’ya yönelik ambargoyu sürdürme sözü verdi. 4 Şubat’ta Ukrayna Başkanı Poroshenko ile yaptığı telefon görüşmesinde ise ABD oligarşisinin kullanageldiği aynı retoriği benimsedi.

Herhangi bir tereddüde yer vermeden ifade etmek gerekirse Ukrayna’da 3 yıl önce kıvılcımlanan ve 2015 başındaki Minsk II anlaşması ile ‘ne tam savaş ne de tam barış’ durumuna sürüklenen kent savaşı aslen işçi sınıfını bastırmaya yönelik karşı devrim yapılanmasının Avrupa ayağı oldu. İç savaş boyunca Avrupa’nın diğer bölgelerinden gelen faşist paramiliter güçler burada bir nevi eğitim gördü. Belirsiz savaş-barış ortamında ambargo ile kırılan halk sürekli baskı altında tutulurken, donatılan ve eğitilen faşist güçler kapitalist sistemin krizi ile tetiklenecek gelecek ayaklanmaları bastırmak üzere karşı devrimin paramiliter güçleri olarak Avrupa’ya dağıldılar.

Dünyanın bir çok yerinde tırmandırılan çatışmalar gibi Ukrayna iç savaşı da Pentagon için giderek yükselen bir öncelik olan, “ABD birliklerinin kent savaşlarına hazırlanması” adına gerçek zamanlı bir laboratuvar işlevi gördü.[3]http://isyandan.org/makaleler/kent-savaslari-icin-gazze-ukrayna-ve-abdde-yapilan-hazirliklar/

ABD Kara Kuvvetleri Stratejik Araştırmalar Grubu’nun Hazırladığı “Megakentler ve ABD Ordusu: Karmaşık ve Belirsiz Bir Gelecek İçin Hazırlık” adlı askeri doktrinin[4]http://isyandan.org/makaleler/yeni-tarihsel-surecte-devrim-ve-karsi-devrim-1/ön gördüğü üzere her türden sömürü ile gerçekleşen ekonomik büyüme ve radikal yoksulluğun birbirine eşlik ettiği kentler sosyal istikrarsızlığın, sınıflar arası çatışmanın ve isyanın yeni coğrafyasını teşkil edecek. Saldırı altındaki Donbas’ın başkenti konumundaki Donetsk’in, çevresindeki kömür madenleri ve 1 milyonu aşkın sanayi işçisi nüfusu ile Avrupa’daki kent savaşlarında önemli bir cephe olmasına şaşmamak gerek.

Kiev rejimi neden şimdi atağa geçti?

Kiev’in darbe hükümetinin Rusça konuşan halkı ve işçi sınıfını hedef aldığı savaşta, Kırım referandum ile Rusya’ya bağlanırken Donbas maden bölgesinde Donetsk ve Lugansk Halk Cumhuriyetleri kuruldu. Obama yönetimi Rusya müdahalesini kınama kisvesi altında ağır ekonomik ambargoyu dayatırken NATO eliyle doğu Avrupa’da savaş tırmandırıldı.

ABD destekli Kiev, anti-faşist güçler ve enternasyonlist devrimcilerden oluşan güçlerce püskürtülünceye kadar savaş 1 sene boyunca tüm vahşetiyle devam etti. 2015 yılı başında Rusya, Almanya ve Fransa güdümünde ‘Minsk II’ barış anlaşması imzalandı. Müzakereler süresince Kiev rejimi ve paramiliter güçler defalarca ateşkesi ihlal etti.

Anlaşma sonrasında hüküm süren ‘ne tam savaş ne de tam barış’ ortamında mücadele devam etti. Ancak tıpkı Gazze halkı gibi iç savaş, ambargo, kuşatma ve yoksulluk ile yorulan halk gerçek ve adil bir barış özlemindeydi. Saldırılar şiddetlenmeden kısa bir süre önce, 2015 yılında kurulan uluslararası anti-faşist tabur InterUnit[5]http://isyandan.org/haberler/lugansk-uluslararasi-anti-fasist-askeri-birlik-interunit-kuruldu/Avrupa’daki sınıf savaşının askeri cephesi haline gelen Ukrayna’da bir seneyi aşkın süre savaşmasının ardından Donbas’taki askeri varlığını sona erdirme kararı aldığını açıklamıştı:[6]http://fact.international/2017/01/international-communist-unit-leaves-donbas/

Donbas direnişi Minsk II anlaşmasının hayata geçirilmesi için elinden geleni yapıyor. Artık Ukrayna Ordusuna saldırmıyoruz. Hala gündelik çatışmalar oluyor ve insanlar ölüyor ama gün be gün savaş etkinliği azalıyor. Burada belki de yıllarca sürebilecek bir ‘ne tam savaş ne de tam barış’ ortamı içindeyiz.
Barış sürecine ket vurmak istemiyoruz çünkü Donbas halkının hala anlaşma ile ilgili umutları var.

InterUnit yaptığı açıklamada Donbas’ta düzenli orduya geçiş aşaması ile birlikte devrimci taburun Avrupa’nın başka bölgelerine anti-faşist mücadeleyi taşımak üzere ayrıldığını ancak ihtiyaç duyulduğunda tekrar cepheye geri döneceklerini belirtmişti.

İşte halkın barışa dair umutlarının ve tüm baskılara rağmen kararlılığının devam ettiği böylesi bir dönemde Kiev rejimi saldırıya geçti. Tıpkı işgalci İsrail’in yaptığı gibi evler yağmalanır, su ve doğalgaz şebekeleri kenti sakat bırakmak üzere bombalanırken, düzenli orduya geçiş yapan Donetsk ve Lugansk savunma güçlerinin önemli askeri komutanları da bombalı suikastlarla hedef alındı. 4 Şubat’ta Lugansk Halk Cumhuriyeti Ordusundan Oleg Anashenko,[7]http://eu.eot.su/2017/02/04/chief-of-lpr-peoples-militia-directorate-murdered/8 Şubat’ta ise Donetsk savunmasından Givi kod adlı Mikhail Tolstykh[8]http://eu.eot.su/2017/02/08/givi-assassinated-as-a-result-of-sabotage/bombalı saldırılarda hayatını kaybetti. 2016 yılının Ekim ayında bir başka önemli Donetsk Halk Cumhuriyeti (DPR) savaşçısı, Sparta Tugayı’nın komutanlarından Motorola lakabıyla tanınan Arsen Pavlov da benzer bir saldırıda katledilmişti.[9]http://isyandan.org/diger/donbas-motorola-olumunden-sonra-kazandi/

Barış anlaşmasının açık bir ihlali olan Donbas halkına yönelik rejim saldırıları; yoksulların, işçilerin, ezilmişlerin örgütlü mücadelesini bastırmak, rejimin yönetim krizini savaş politikalarıyla savuşturmak için güttüğü karşı devrimci stratejinin parçası olarak okunmalıdır. Barışın egemenlerin arasındaki çatışmalar dengesi ile kurulacağını ummak, Avrupa’da sadece Ukrayna ile sınırlı kalmayacak sınıf savaşının karşı devrimci güçlerine karşı hazırlık yapılması gerektiği gerçeğini perdeliyor. Oysa ki geçtiğimiz üç sene boyunca Ukrayna iç savaşında eğitilip donatılan faşist çeteler önümüzdeki süreçte eşitsizliğin ateşleyeceği kent isyanlarını bastırmak üzere mevzilenmeye koyuldu. Suriye’de eğitilip Avrupa’ya geri dönen cihatçılar büyük bir tehdit olarak algılanıp göçmen karşıtı ırkçı politikaların malzemesi yapılırken Ukrayna iç savaşında palazlanan karşı devrimci paramiliterler göz ardı edildi. 21 Ocak 2017’de Almanya’nın Koblenz kentinde ‘Ulusların ve Özgürlüğün Avrupası’ adı ile toplanan faşist partiler ortak strateji geliştirmenin olanaklarını konuştular.

Sürekli çatışma ortamı ile kontrol altında tutulmaya çalışılan Donbas halkına yönelik, geçtiğimiz haftalarda tekrar hız kazanan saldırılar, kriz içindeki küresel kapitalizmin tırmandırdığı eşitsizliğin kaçınılmaz sonucu olan halk isyanlarını bastırmaya yönelik karşı devrimci müdahaleler silsilesi olarak görülmeli, finansal oligarşinin sistemi korumak adına soyunduğu ve gelecekte soyunmaktan çekinmeyeceği vahşet tüm dünyadaki işçi sınıfını harekete geçirmelidir. Şimdi sürekli saldırı altındaki Donbas halkı ile, Gazze halkı, Rojava Halkı ve daha nicesi ile dayanışma ve öz savunmayı örgütleme zamanıdır.

Haber: isyandan.org

Notlar   [ + ]

BENZER KONUDAKİLER

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.